NAZIM HİKMET=Edebi kişiliği-> Nâzım Hikmet, hece vezniyle yazdığı ilk şiirlerini Yeni Mecmua, İnci, Ümit ve Celal Sahir (Erozan)'ın çıkardığı Birinci Kitap, İkinci Kitap vb. dergilerinde yayımlamıştır. "Bir Dakika" adlı şiiriyle Alemdar gazetesinin açtığı yarışmada birincilik kazanmıştır. Daha sonra Aydınlık, Resimli Ay, Hareket, Resimli Herşey, Her Ay gibi dergilerde yazan Nâzım Hikmet cezaevine girdikten sonra yıllarca yayın yapamamıştır. Ancak, 1940'lı yıllarda, Yeni Edebiyat, Ses, Gün, Yürüyüş, Yığın, Baştan, Barış gibi toplumcu dergilerde İbrahim Sabri, Mazhar Lütfi takma adlarıyla ya da imzasız olarak bazı şiirleri çıkmıştır. Kuvâyı Milliye Destanı İzmir'de Havadis gazetesinde tefrika edilmiştir Destanı Yön dergisi yayınlayarak (1965) Nâzım Hikmet'i yeniden okurlara ulaştırmış, şairin eserine konan çemberi kırmıştır.
1) içinizde olmayan şiiri, başka hiçbir yerde bulamazsınız. [shelley] 2) biz şairler nefretten nefret ederiz ve savaşa karşı savaşırız. [ pablo neruda] SİTE İÇİ ARAMA

Şiir ve Matematik
Bir şiir yalnız o şiire giren değil, bir de girmeyen kelimelerden meydana gelir.
Bu ifade ilk anda saçma gibi görünürse de şairi şekilci bir görüşe ve kelimelerin şiire girmeden önce biribirleriyle yeter derecede çarpışması fikrine çağırması bakımından dikkatle ele alınmalıdır.
Bir şiirin güzelliği kendi dışında bıraktığı kelimelerin sayısıyla doğru orantılıdır.
Okuyucu Denen Kuvvet
Bir şair şiirlerinin beğenilmemesine pek dikkat etmelidir.
Çünkü sağ duyusuyla hareket ettiğini sandığımız o okuyucu denen kuvvet yargılarını hep eldeki ölçülere göre yapar ki, bu sese kapılan her sanatçı yeni adına hiç bir şey getirememek zorunda kalır.
Şiiri Aratmıyan Mısra
Bir mısranın tek başına çok şey anlatacağını pek sanmıyorum.
Bir mısranın güzelliği veya sağlamlığı ancak kendinden önceki ve sonraki mısralarla belli olabilir. Gerçi:
"Varsın gönül aşkınla harap olsun efendim" gibi bir başına bütün etkisi yapan mısralar da vardır ama bunların başka mısraları aratmayışı da nihayet iki üç okuyuşu geçmez.
Gerçeğin İkiliğine Dair
Sanat alanını saran gerçek, her gün içinde bin çeşit olay çalkalanan hayatın gerçeğinden farklıdır.
Madde ve ruh dünyasının gerçeği birçok mantıksızlıklar;, çılgınlıkları, fikirsizlik ve bayağılıkları barındırabildiği halde, sanat eseri daha ölçülü gerçek peşinde koşmak, gerçeğin bir defa cereyan etmiş olanından çok, her zaman ve her yerde tekrarlanacak olanını araştırmak zorundadır.
Bu, sanatın temel ilkesidir.
Hayatın hiçbir şey öğretmek, anlatmak istememesine karşılık sanatçı okuyucuyu sözlerine inandırmakla yüklüdür. Bu yüzden o, eserinin hazırlıklarını tamamlarken mantık kanunları çerçevesinde geçen veya o zannı veren olayları seçmek yoluna gider.
Nitekim, Danimarkalı Prens'in çılgınlığını yahut bilgeliğini anlatan eserde, son perdenin yüreğimizi bunaltması, o kral döşemelerini kirleten cinayetler zincirinin hayatta benzeri olmamasından değil, piyesteki gerçeğin kendisini hayattaki gerçekten kurtaramamış bulunmasından ileri gelmektedir.
Sâlah Birsel
(Şiirin İlkeleri, 1954)
30/5/2008 | Kategori: Şiire Dair Söylenenler | Yorum ( 1 ) Yorum yaz! Kalici Baglanti
<<Önceki Sayfa
|/|Sonraki Sayfa>>
Arkadasina Gonder!
Herkes yalnız başına ölecektir, derler. Sanki yaşayışlar paylaşılabilirmiş,paylaşılırmış gibi... Bir piyesten mi hatırlıyorum ne:
" - Zaman geçer ve insan harcadığı zamanda yalnız kalır."(Tarık Buğra)
Copyright 2007 SiiReDaiR Designed by sc4.us. | Uyarlama Pardus007
Konu: MRB
Mrb arkadasım, çok guzel bir site olmus Başarılarının devamını dilerim..
Benim sitemede beklerim ayrıca uye olursan ve yorum yaparsan beni daha da mutlu edersin :) www.anindayorum.com
Hoşçakal...
Baglanti >