NAZIM HİKMET=Edebi kişiliği-> Nâzım Hikmet, hece vezniyle yazdığı ilk şiirlerini Yeni Mecmua, İnci, Ümit ve Celal Sahir (Erozan)'ın çıkardığı Birinci Kitap, İkinci Kitap vb. dergilerinde yayımlamıştır. "Bir Dakika" adlı şiiriyle Alemdar gazetesinin açtığı yarışmada birincilik kazanmıştır. Daha sonra Aydınlık, Resimli Ay, Hareket, Resimli Herşey, Her Ay gibi dergilerde yazan Nâzım Hikmet cezaevine girdikten sonra yıllarca yayın yapamamıştır. Ancak, 1940'lı yıllarda, Yeni Edebiyat, Ses, Gün, Yürüyüş, Yığın, Baştan, Barış gibi toplumcu dergilerde İbrahim Sabri, Mazhar Lütfi takma adlarıyla ya da imzasız olarak bazı şiirleri çıkmıştır. Kuvâyı Milliye Destanı İzmir'de Havadis gazetesinde tefrika edilmiştir Destanı Yön dergisi yayınlayarak (1965) Nâzım Hikmet'i yeniden okurlara ulaştırmış, şairin eserine konan çemberi kırmıştır.
1) içinizde olmayan şiiri, başka hiçbir yerde bulamazsınız. [shelley] 2) biz şairler nefretten nefret ederiz ve savaşa karşı savaşırız. [ pablo neruda] SİTE İÇİ ARAMA
DOĞU BALADIderinlik olmayı sürdüreceğim bu sığ denizde bir halkım ben, dünyanın kalbinde paslı bir hançer kabuk bağlayan yaranın altında kaynayan irin yurdumda konuk, içimde tutsak, uğraksız göçer bir derinlik hepsi bu, başka hiçbir şey saklı bir yanardağ olmanın kendisiyim ben doğuda, ellerinizden çok uzaklarda binyıllık bir uykuyu ölerek silkeleyen halkın derinlik olduğunu kim söylemişti söyleyin nerde seceresi yitik soyum, nerede derinliğim siliniyor ölü ceylanın derisindeki mürekkep avcı burda ey bilici ya ben nerdeyim yurdumun olmayan denizlere taşınan toprağım parçalanan kayayım bin parça eşkiyadan çoğalan bir korkuyum, bin parça yoksulluk ve kan... denizlere akan, denizlere, yurdumun olmayan uyruksuz mu denir limanı olmayan gemilere limanım yok, tutulduğum bu çağdaş fırtınada ışığım yok, dört yönüm karanlık bir pusula uyruğum yok, sığmıyor kavmim koca dünyaya umudum uygarlığım, ey bayrak, ey bayraktar ovalara bir dağ mağrurluğuyla inerken yeşil vuruldukça güzelleşen alnın ki, gül rengi güneşi ince kanadında sürükleyen esenlik rüzgar n'olur ölme artık, ölüp ölüp terketme beni ey ölür gibi yaşayan bir halkın derinliği...Adnan SATICI
13/7/2008 | Kategori: siir | Yorum (15) Yorum yaz! Kalici Baglanti
BİR YALNIZLIK İŞARETİ
Bir cam gibi önünde Yüzümü elinle sil Hohlayarak üstüne Seyret boş bir sokağa Hüzünle yağışını yağmurun. Sonra kaplasın yavaşça Ilık buğusu soluğunun Yüzümü baştanbaşa. Ve bırakıp gittiğinde Bir küçük boşluk kalsın Alnını dayadığın yerde; Bir yalnızlık işareti İşleyen ta içime.
Metin ALTIOK
9/7/2008 | Kategori: siir | Yorum (3) Yorum yaz! Kalici Baglanti

SİVAS ACISI
Ben tanırım
Bu bulut bizim oranın bulutu
Hemşeriyiz ne de olsa
Benim için kalkmış ta Sıvas'tan gelmiş
Yurdumun bulutu
Başımın üstünde yeri var
Ben bilirim
Bu rüzgâr bizim oranın rüzgârı
Hemşerimiz ne de olsa
Benim için kopup gelmiş yayladan
Yurdumun rüzgârı
Kurutsun diye akan kanlarımı
Ben anlarım
Bu acı bizim ora işi hançer acısı
Bir ülkedeniz ne de olsa
Aynı dili konuşsak da
Anlamayız birbirimizi
Hançerin nakışı
Tanıdım acısından Sıvas işi
Ben duyarım duyumsarım
Bizim oranın sızısı bu
Binip kara bir buluta Sıvas ilinden
Sıvas rüzgârında uçup gelmiş
Helallik dilemeye
Ey yüreğimin onmaz acıları
Ey beynimin dinmez sancıları
Suç ne bende ne de sende
Suç seni karanlıklara gömenlerde
Ne de olsa yurttaşımsın
Kapalı olsa da bütün vicdan kapıları yüzüne
Bilmelisin bir yerin var canevimde
Aziz NESİN
3/7/2008 | Kategori: siir | Yorum (5) Yorum yaz! Kalici Baglanti

TÜRKÜLERLE
Türküler kuşatır yüreğimizi
Barış ve kardeşlik
türküleri
Coşkulanır maviliğinde yurdumuzun
HAŞİM GÖKÇEK
1/7/2008 | Kategori: siir | Yorum (2) Yorum yaz! Kalici Baglanti

ÖMRÜM, BANA BAĞIŞLA BU ŞİİRİ
Büyük bir şiir yazmak istiyorum Patlayan bir fırtınanın ardından Kayalardan fışkıran hayat Gibi büyülü ve vahşi Ömrüm, bana bağışla bu şiiri Kumsalı döven denizlerden Nasıl beyaz ve ince Köpükler doğarsa, öyle Beyaz ve vahşi Vahşi ve ince Ömrüm, bana bağışla bu şiiri Bileğimden hışımla doğan Kelimelerin güneşi Aydınlatmalı birden yangın hızında Hayatın gölgeli, kuytu yerlerini Ömrüm, bana bağışla bu şiiri Ağlayan bir bebeğin sesi Buluşmalı vurulan bir gencin haykırışıyla Ve bir damla kan sıçramalı Bu buluşmada bebeğin alnına Sıçramalı ki... Ömrüm, bana bağışla bu şiiri Akan bir ırmak sessizce Girince o şiire Akan bir ırmak olmalı gene Ama bir farkla Kabarıp coşarak ve Sürükleyerek birlikte kayaları bile Ömrüm, bana bağışla bu şiiri Bir kelebek Küçük bir kelebek Kanatları koparılmış, ölüm renginde Uçabilir mi eski inceliğiyle Uçabilmeli o şiirde Kırlarda değil, ateşin üstünde hem de Ömrüm, bana bağışla bu şiiri Büyük bir şiir yazmak istiyorum Ağlayan bebek, vurulan genç kadar sahici Kelebek ve ölüm kadar güzel ve korkunç Hayat kadar, hayat kadar Büyülü, ince ve vahşi Ömrüm, bana bağışla bu şiiriİsmail UYAROĞLU
1/7/2008 | Kategori: siir | Yorum (3) Yorum yaz! Kalici Baglanti

MARTILAR Kİ
Günlerdir körköstebek nefsimle öyle hırlı
Ve öylesine harlı ki
esrik nefesim
Bir kibrit tutsam parlayacak.
Bir sarnıç gemisi diyecekler alev almış
Boğazın iki yakasından
Oysa bir gaz tenekesiyle bir şişe mavi
Gelişi güzel mi güzel bir ocak
Suların ortasında sevgili öfkemle benim
Yanacak bahar erişinceye değin
Soğuktan morarmış kanatlarını
ısıtsın diye martılar
Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin...
CAN YÜCEL
28/6/2008 | Kategori: siir | Yorum (5) Yorum yaz! Kalici Baglanti

Kelepçe
ben bir kelepçeyim
yüzüm soğuk ve çirkin
bilekler geçiyor oyulmuş gözlerimden
ben o bileklerde yaşıyorum
acıya
hasrete
karanlığa
insan taşıyorum
bağırıyorum durmadan
sesimi kimse duymuyor
kimse aldırmıyor bir demirin dileğine
oysa ben takılmak istiyorum
beni kelepçe yapanların bileğine
MUAMMER HACIOĞLU
27/6/2008 | Kategori: siir | Yorum (2) Yorum yaz! Kalici Baglanti
YAŞAMAK ÖLDÜRMEKTİR
-okuyorsun -yürekte bir puma -görüyorsun -gözlerde bir volkan -korkuyorsun -omuzun üzerinde bir ada -yaşıyorsun -yaşamak öldürmektir toprağı -ölüyorsun -ölmek yıpratmaktır uzayıAlain BOSQUETÇeviri: Aytekin KARAÇOBAN
27/6/2008 | Kategori: siir | Yorum (1) Yorum yaz! Kalici Baglanti

RUBAİLER
BİRİNCİ BÖLÜM
5
Sarılıp yatmak mümkün değil bende senden kalan hayâle.
Halbuki sen orda, şehrimde gerçekten varsın etinle kemiğinle
ve balından mahrum edildiğim kırmızı ağzın, kocaman gözlerin gerçekten var
ve âsi bir su gibi teslim oluşun ve beyazlığın ki dokunamıyorum bile...
6
Öptü beni : "- Bunlar, kâinat gibi gerçek dudaklardır," - dedi.
"Bu ıtır senin icâdın değil, saçlarımdan uçan bahardır," - dedi.
"İster gökyüzünde seyret, ister gözlerimde :
"körler onları görmese de, yıldızlar vardır," - dedi...
7
Bu bahçe, bu nemli toprak, bu yasemin kokusu, bu mehtaplı gece
pırıldamakta devâmedecek ben basıp gidince de,
çünkü o ben gelmeden, ben geldikten sonra da bana bağlı olmadan vardı
ve bende bu aslın sureti çıktı sadece...
8
"- Paydos..." - diyecek bize bir gün tabiat anamız, -
"gülmek ağlamak bitti çocuğum..."
Ve tekrar uçsuz bucaksız başlayacak :
görmeyen, konuşmayan, düşünmeyen hayat...
9
Ayrılık yaklaşıyor her gün biraz daha,
güzelim dünya elvedâ,
ve merhaba
k â i n a t . . .
10
Balla dolu petek
yani gözlerin güneşle dolu...
Gözlerin, sevgilim, gözlerin toprak olacak yarın,
bal başka petekleri doldurmaya devâmedecek...
İKİNCİ BÖLÜM
1
"- Şarapla doldur tasını, tasın toprakla dolmadan," - dedi Hayyam.
Baktı ona gül bahçesinin yanından geçen uzun burunlu, yırtık pabuçlu adam:
"- Ben, bu nimetleri yıldızlarından çok olan dünyada açım," - dedi,
"şaraba değil, ekmek almaya bile yetmiyor param..."
3
Ömür gelip geçiyor, vakti ganimet bil uyanılmaz uykulara varmadan :
yâkut şarabı billûr kadehe doldur, seher vaktidir ey delikanlı uyan...
Perdesiz, buz gibi odasında uyandı delikanlı,
gecikmeyi affetmeyen fabrikanın canavar düdüğüydü uğuldayan...
4
Geçmiş günün hasretini çekmem
- yalnız bir yaz gecesi bir yana -
ve gözümün son mavi pırıltısı bile
gelecek günün müjdesini verecek sana...
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
1
İnsan
ya hayrandır sana, ya düşman.
Ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun
ya bir dakka bile çıkmazsın akıldan...
2
Çürüksüz ve cam gibi berrak bir kış günü
sımsıkı etini dişlemek sıhhatli, beyaz bir elmanın.
Ey benim sevgilim, karlı bir çam ormanında nefes almanın
bahtiyarlığına benzer seni sevmek...
4
Gün iyiden iyiye ışıdı artık,
tortusu dibe çöken bir su gibi duruldu, berraklaştı ortalık.
Sevgilim, sanki seninle yüz yüze geldim birdenbire :
aydınlık, alabildiğine aydınlık...
Nazım Hikmet RAN
26/6/2008 | Kategori: siir | Yorum (3) Yorum yaz! Kalici Baglanti
ÇOCUKLARIMIZA NASİHAT
Hakkındır yaramazlık.
Dik duvarlara tırman
yüksek ağaçlara çık.
Usta bir kaplan
gibi kullansın elin
yerde yıldırım gibi giden bisikletini..
Ve din dersleri hocasının resmini yapan
kurşunkaleminle yık
Mızraklı İlmihalin
yeşil sarıklı iskeletini..
Sen kendi cennetini
kara toprağın üstünde kur.
Coğrafya kitabıyla sustur,
seni «Hilkati Âdem»le aldatanı..
Sen sade toprağı tanı
toprağa inan.
Ayırdetme öz anandan
toprak ananı.
Toprağı sev
anan kadar...
NAZIM HİKMET - 1928
25/6/2008 | Kategori: siir | Yorum (1) Yorum yaz! Kalici Baglanti
<<Önceki Sayfa
|1/17|Sonraki Sayfa>>
Herkes yalnız başına ölecektir, derler. Sanki yaşayışlar paylaşılabilirmiş,paylaşılırmış gibi... Bir piyesten mi hatırlıyorum ne:
" - Zaman geçer ve insan harcadığı zamanda yalnız kalır."(Tarık Buğra)
Copyright 2007 SiiReDaiR Designed by sc4.us. | Uyarlama Pardus007