Kategorilerim>

Ana Sayfa
  • Cagdas Fransiz Siirleri
  • DERSLER
  • Edebiyat Tarihi
  • GENEL
  • Halk ve Divan Edebiyati
  • kitap
  • ReSiM
  • sairler
  • siir
  • video-siir
  • Arsiv

    Son Yazilar

    GÖZÜNÜ SEVDİĞİMHÜZÜNRÜZGARLARIM KONUŞUYOR KIŞ BİTTİ!!!---!!! DENİZ MELTEMİCanım İstanbul ANTİK ACILARYOLDAN GEÇEN BİRİAşk Olsun Sana ÇocukNietzsche RUH HUZURUYAZMAZSAM DELİ OLACAKTIMNEREYE UÇAR GÖKYÜZÜBEN SANA MECBURUMHEYKELPippa BaccaÖMRÜMHÜZ' NÜN İSYAN OLURKIZÇOCUĞUYAŞIYORUM ÖYLESİNE...DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ2+2=4GİTO IŞILTILI ŞEY

    Linklerim

    VİDEOsiir ve edebiyatSairler ve Şiirleri

    NAZIM HİKMET' E GÖRE ŞİİR

    Gerçek şair kendi aşkı, kendi mutluluğu ve acısıyla uğraşmaz. Onun şiirlerinde halkının nabzı atmalıdır... Şair başarılı olmak için, yapıtlarında maddi yaşamı aydınlatmak zorundadır. Gerçek yaşamdan kaçan ve onunla bağıntısız konuları işleyen kimse, saman gibi anlamsızca yanmaya yargılıdır. (Babayef, Nâzım Hikmet, ss. 140-141)

    ŞİİR İÇİN SÖZLER

    1) içinizde olmayan şiiri, başka hiçbir yerde bulamazsınız. [shelley] 2) biz şairler nefretten nefret ederiz ve savaşa karşı savaşırız. [ pablo neruda] SİTE İÇİ ARAMA

    GÖZÜNÜ SEVDİĞİM

     

     

    GÖZÜNÜ SEVDİĞİM
    
    Dağ etekleri ağarmak üzere
    Tepeleri karanlık
    Analar çocuk doğurur
    Yiğit ola er ola
    Ölenleri kime küsmüş
    Batmaz bu gemi yağlı boya
    Gömü bulur kimi
    Nere konar bu kuyruksuz uçurtma
    Zehrinden içirirler
    Tadından yenmez dünya
    
    
    Oğuz  TANSEL
    

    9/5/2008 | Kategori: siir | Yorum (1) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    HÜZÜN

    HÜZÜN

     

    Gücüm, hayatım, nem varsa kaybettim;

    Kaybettim,  ah, dostlarımı, neş’ emi;

    Kalmadı hatta kibrim, azametim;

    Oydu vehmettiren dâhiliğimi.

     

    “Hakikat budur” dedikleri zaman,

    Karşımda sahiden bir dost zannettim.

    Hakikati anlayıp duyduğum an;

    Çoktandır galip gelmişti nefretim.

     

    Ama işte hakikat ebedîdir;

    Yaşarsa kimse ondan bîhaber,

    Âlemde ömrünce gafil kişidir.

     

    Tanrı soruyor, cevap vermek ister,

    İyi ki ağlamışım arasıra;

    Elimde kalan servet bu, dünyada

     

     

                                       ALFRED DE MUSSET

     

    7/5/2008 | Kategori: Cagdas Fransiz Siirleri | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    RÜZGARLARIM KONUŞUYOR

     

     

    Ben bir harp esiriydim 
    Bulutları seviyordum, hürriyeti seviyordum 
    İnsanları seviyordum, yaşamayı seviyordum 
    Bulutları gözlerimden boşalttılar bir gece. 

    Yalan söylemeyen bir dünyada. 
    Ben de yalan söyleyemem. 
    Ve ben şeffaf, tertemiz 
    Pırıl pırıl bağırıyorum: 
    Yetişir oltaya yem 
    Dile küfür olduğumuz, 
    Yetişir bozuk para gibi savrulduğumuz. 

    Gözlerim var, görüyorum: 
    Yarı çıplak, çırılçıplak 
    Ölülerle dolu toprak 
    Ölüler sarmaş dolaş 
    Ölüler sivil, asker, ihtiyar 
    Ölüler buram buram 
    Nefret kokuyor 

    Ve dilim var, söylüyorum: 
    Benim de altçenemi 
    Gözlerimi alacaklar belki de 
    Yaşamak ve hürriyet istedim diye 
    Ve belki de bir sabah 
    Gün doğmadan az önce 
    Heykelim dikilecek 
    Bir darağacına...

     

                                                      Cahit IRGAT 

    6/5/2008 | Kategori: siir | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    KIŞ BİTTİ

     

     

    KIŞ BİTTİ

    "Vedalaşmaların ilmini yaptım ben,"
    Sürgünlerin uzmanlığını.
    Bir vapur nasıl kalkar bir limandan.
    Tren nasıl acı acı öter, öğrendim.

    Yıllarca mektuplarla yaşadım.
    Kaçak tütün,yasak yayın
    Larla beslendim.
    Unutmadım. Unutmadım.

    En çok yelkenleri özledim
    Bozkırın buzlu yalnızlığında.
    Dağlar yoktu, dağlar yoktu,
    Rüzgârlara yaslandım.

    Çılgın mıydım, tutsak mıydım
    Yüreğinde karanlığın?
    Kan kurudu -
    Ben gül oldum açıldım.



    
    
    
    Cevat ÇAPAN
    

    4/5/2008 | Kategori: siir | Yorum (2) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    !!!---!!!

     

     

    Koşmaya yeni başlamıştı adımlarım

    Düştüm,

    Bebeğim bir yana,

    Gülüşlerim bir yana.

    Anneme baktım,

    Yoktu!

    Başımda yabancı bir adam

    Küçücük göğsümde kocaman elleri

    Sakalları deldi geçti

    pespembe tenimi.

    Anne, anneeeeeeee. ...

    Bir oyun sandım

    Elleri kara kara 'öcü' amcalarmış

    Bir emzik düğümünde

    yarıldı bedenim

    Altımı ıslattım sandım

    Kan kaybında Boğuldu insanlık!

    Bebektim

    Çocuk olacaktım

    Abla olacaktım

    Altımdaki bez çıkmadan,

    Kadın oldum bir buçuk yaşında...

    ADAM OLDUMU o amca bedenimde ???

    Öğretin bana; kendi suyumu kendim alamazken

    Nasıl sulayacağım bedenimde ölen çiçeği!!!

    Ben kadın olmak istemedim

    Ben dünyaya da gelmek

    istememiştim ki!

    Anneeeee... babaaaaa....

    Işığı açın!

    Uzanamıyorum

     

     

    BU METİNLE TÜM DÜNYADA ÇOCUK PORNOSU MAĞDURLARI

    İÇİN BİR MUM YAKILARAK

    DOLAŞIP SİZE ULAŞTI.

    HEDEF 1 MİLYON MUM.

    BU RAKAMA ULAŞILDIĞINDA TÜM ÇOCUK PORNOSU

    SUNAN SİTELER KAPATILACAK.

    BU OLAGAN ÜSTÜ HAREKETE KATILMANIZ IÇIN ANNE

    BABA OLMANIZ GEREKMIYOR.

    GELECEKTE SAHIP OLACAGINIZ ÇOCUKLAR IÇINDE

    LÜTFEN BIR MUM DA SIZ YAKIN.

    4/5/2008 | Kategori: GENEL | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    DENİZ MELTEMİ

     

    DENİZ MELTEMİ

     

     

    Bütün hazları tattım, kitapları okudum,

    Ah… Kandırmadı; kaçmak, kurtulmak istiyorum.

    Bir başka köpükle gök arasındaki kuşlar

    Orada kim bilir ne kadar sarhoşlar!

    Deniz çekiyor, deniz, kim tutabilir beni;

    Gözlerde aksi yanan o eski bahçeler mi?

    Geceler! Mahzun ışığı mı yoksa lambanın,

    Beyaz kâğıda vurur, korkar dokunamazsın;

    Ne o;  ne de çocuğuna meme veren taze;

    Gideceğim, ey gemi, bilinmedik ellere.

    Demir al, sallayarak direklerini. Sızlar

    Yürek ümitle, ama sonra her şeyi anlar.

    Belki de fırtınaları çağıran direkler,

    Şu anda, rüzgârla gelecek ölümü bekler,

    O zaman ne yelken,  ne de ümit… Ama sen yine

    Kalbim, gemicilerin şarkılarını dinle

     

     

                                          STEPHANE MALLARME

                               

     

    3/5/2008 | Kategori: Cagdas Fransiz Siirleri | Yorum (1) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    Canım İstanbul

     

     

    Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
    Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
    İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
    O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
    Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
    Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
    Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
    Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.

    İstanbul benim canım;
    Vatanım da vatanım...
    İstanbul,
    İstanbul...

    Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
    Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
    Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at;
    Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
    Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
    Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
    Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
    Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...

    O manayı bul da bul!
    İlle İstanbul'da bul!
    İstanbul,
    İstanbul...

    Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
    Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.
    Oynak sular yalının alt katına misafir;
    Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
    Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
    Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
    Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
    Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i...

    Kadını keskin bıçak,
    Taze kan gibi sıcak.
    İstanbul,
    İstanbul...

    Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
    Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
    Eyüp öksüz, Kadıkoy süslü, Moda kurumlu,
    Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
    Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
    Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
    Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
    Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...

    Gecesi sünbül kokan
    Türkçesi bülbül kokan,
    İstanbul,
    İstanbul...

     

     

                Necip Fazıl Kısakürek

                        

     

    1/5/2008 | Kategori: siir | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    ANTİK ACILAR

     
    Geçim parası için 
    nice yaşlının 
    eski İstanbul evlerinden 
    getirdiği eşyalar 
    üstüne kâr koyulup 
    satılıyor antik 
    acılar çarşısında 
      
               Sunay AKIN 
    
      

    Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    YOLDAN GEÇEN BİRİ

    Bir kırlangıç bir su birikintisi bir parça gök.
    Bir şiirden düşmüş olmalı bunlar.

    Böyle diyordu yoldan geçen biri.

                                        Delta ve Çocuk


                                            İlhan BERK

    1/5/2008 | Kategori: siir | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    Aşk Olsun Sana Çocuk

     

    Elbette türkiye’de de en uzun koşuysa devrim

    o, onun en güzel yüz metresini koştu

    ilk o fırladı lüverden en sekmez mermisiynen

    en hızlısıydı hepimizin,

    ilk o göğüsledi ipi...


    acıyorsam sana anam avradım olsun,

    ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!


    Can Yücel

    1/5/2008 | Kategori: siir | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti




    <<Önceki Sayfa
    |1/22|Sonraki Sayfa>>


    Add to Technorati Favorites AnaDilim.Org -Türkçe Gönüllüleri - Yabancı Dille Eğitime Hayır! Türk Lehçeleri Makaleler Gaspıralı
    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    SECİLENLER

    ---SİİRE DAİR---

    ARTIK VAKİT GELDİ GÖMLEĞİ "Artık vakit geldi! Gömleği giydirelim, ha, ne dersin?" Deniz'in ardında bıraktığı geçmiş Hüseyin'in inancı Yusuf'un aslanı "ve bir gün mutlaka…" Hepsi o! Yusuf'un ardında bıraktığı aslan Deniz'in geçmişi Hüseyin'in inancı "baba, her biri oğlun sayılır" Hepsi o! Hüseyin'in ardında bıraktığı inan Deniz'in geçmişi Yusuf'un aslanı "ben şimdi savaşmasam, ilerde kimse…" Hepsi o! Artlarında bıraktıkları Ben sen o biz siz onlar Yaşayan Yok kimse başka Yok kimse artık -Duydum Deniz'in sesini: "Türkiye'nin üç tarafı denizlerle çevrili" Yanıtladım ben de: "Türkiye'nin üç tarafı…" Hepsi o! Tuğrul Asi BALKAR

    ---SİİR ---