::: Ş İ İ R E D A İ R :::
EĞER


EĞER

 

çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
sen aklı başında kalabilirsen eğer
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
hem kendine güvenebilirsen eğer
bekleyebilirsen usanmadan
yalanla karşılık vermezsen yalana
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana

 

düşlere kapılmadan düş kurabilir
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir
ikisini de vermeyebilirsen eğer
söylediğin gerçeği büken düzenbaz
kandırabilir diye safları dert edinmezsen
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz
koyulabilirsen işe yeniden
döküp ortaya varını yoğunu
bir yazı turada yitirsen bile
yitirdiklerini dolamaksızın dile
baştan tutabilirsen yolunu
yüreğine sinirine dayan diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da herkesin
bırakıp gittiği noktaya
sen dayanabilirsen tek.

 

 

Joseph Rudyard Kipling

Kategori: siir Yorum ( 3 ) | Yorum yaz!
MEMLEKETİMİ SEVİYORUM



MEMLEKETİMİ SEVİYORUM

Memleketimi seviyorum :
Çınarlarında kolan vurdum, hapisanelerinde yattım.
Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı
memleketimin şarkıları ve tütünü gibi.

Memleketim :
Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya,
kurşun kubbeler ve fabrika bacaları
benim o kendi kendinden bile gizleyerek
sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.

Memleketim.
Memleketim ne kadar geniş :
dolaşmakla bitmez, tükenmez gibi geliyor insana.
Edirne, İzmir, Ulukışla, Maraş, Trabzon, Erzurum.
Erzurum yaylasını yalnız türkülerinden tanıyorum
ve güneye
pamuk işleyenlere gitmek için
Toroslardan bir kerre olsun geçemedim diye
                                                   utanıyorum.

Memleketim :
develer, tren, Ford arabaları ve hasta eşekler,
kavak
       söğüt
              ve kırmızı toprak.

Memleketim.
Çam ormanlarını, en tatlı suları ve dağ başı göllerini seven
                                                               alabalık
              ve onun yarım kiloluğu
                          pulsuz, gümüş derisinde kızıltılarla
                                           Bolu'nun Abant gölünde yüzer.

Memleketim :
Ankara ovasında keçiler :
kumral, ipekli, uzun kürklerin pırıldaması.
Yağlı, ağır fındığı Giresun'un.
Al yanaklı mis gibi kokan Amasya elması,
zeytin
        incir
             kavun
ve renk renk
                 salkım salkım üzümler
ve sonra karasaban
ve sonra kara sığır
ve sonra : ileri, güzel, iyi
                             her şeyi
            hayran bir çocuk sevinciyle kabule hazır
çalışkan, namuslu, yiğit insanlarım
                                yarı aç, yarı tok
                                                 yarı esir...

 

              NAZIM HİKMET

Kategori: siir Yorum ( 4 ) | Yorum yaz!
KÜME




KÜME

 

Yalnız benim mi değil

Daha dünkü çocukların da zonkluyor şakakları

 

Azıcık geri çekilip bakıyorum

Göz alabildiğine deli incir tarlaları

 

Oysa ne göçmenim ne göçebe

Hangi kapıyı çalsam sökülmüş tırnakları

 

Yalancıktan yoncalarla kömür tozları yörem

Bir de kovan kaçkını o hayta arı

 

Ha bir de

Tarihe karışmayan tramvay durakları…

 

 

                                             Metin Eloğlu

Kategori: siir Yorum ( 2 ) | Yorum yaz!
Buluşmak Üzere


 

Buluşmak Üzere

Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni

Diyelim icin çekti bir sabah vakti
Erkenden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarsaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege Denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüsler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni

Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmıs ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan Ya Taksim ya Beyazit meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başı sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım.

 

Can Yücel

 

Kategori: siir Yorum ( 0 ) | Yorum yaz!
DAVET

 
Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
                        bu memleket, bizim...
 
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak,
                        bu cehennem, bu cennet bizim...
 
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
                        bu dâvet bizim...
 
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
                        bu hasret bizim...
 
                                                                              
                                                                       Nâzım HİKMET

Kategori: siir Yorum ( 3 ) | Yorum yaz!
SOMUT



Şiir bir emekçidir
Hep güzel şeyler üretir
Bir yerde rastlarsan ona
Gir koluna bize getir


Halim Şefik

Kategori: siir Yorum ( 0 ) | Yorum yaz!
İYİMSERLİK





 İYİMSERLİK

Şiirler yazarım
basılmaz
basılacaklar ama

Bir mektup beklerim müjdeli
belki de öldüğüm gün gelir
mutlaka gelir ama

Ne devlet ne para
insanın emrinde dünya
belki yüz yıl sonra
olsun
mutlaka bu böyle olacak ama

                             
                              Nazım Hikmet RAN                  

                 Moskova, 12 Eylül 1957

Kategori: siir Yorum ( 7 ) | Yorum yaz!
GİZLİ YAS

                  

GİZLİ YAS

 

Ruhum,

kendi

çığlığında

boğulduğunda,

krallar

geçti.

Görkemli

mağrur.

Krallar ;

Bu viraneden.


' Güvercin ürküntüsü ' bir talan.

 

Haşim GÖKÇEK

Kategori: siir Yorum ( 0 ) | Yorum yaz!
DOKTORDU CHE



  DOKTORDU CHE


Onu çocuklara bakarken gördünüz mü hiç.
Nasıl bir sevinç vardı gözlerinde. 
Nasıl bir tutku. 
Nasıl bir çareyi bilip de…
Onu çocuklara bakarken gördünüz mü hiç. 
Neden kalmadı Küba’da, neden bilir misiniz yerleşmedi.
Çocuklar ölüyordu ilerde.
Çocuklar açtı. Çocuklar… 
İşte.
Gözlerinde umut ve öfke, sürdü motosikletini, sürdü yaşamını sarpa. 
Yol boyu çocuklar onu bekliyordu. 
Çantasında ilaç, çantasında şeker ve devrim ellerinde…
Sonra çocuklar… 
Sonra çocuk gülüşleri kanadı göğsünde.
Bir doktordu o... 
Çocuklar And dağlarının tepelerinde onu selamlarlar. 
O hep ordadır: Çantasında ilaç ve şeker, ellerinde devrim…
Ve göğsünde kanayan çocuk gülüşleriyle.


Sennur SEZER

Kategori: siir Yorum ( 12 ) | Yorum yaz!
AĞIR ÖLÜM



Ağır Ölüm

Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar, her gün aynı yoldan yürüyenler, yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler, giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler, tanımadıklarıyla konuşmayanlar.

Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar, beyaz üzerinde siyahı tercih edenler, gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların karşısında onarılmış yüreği küt küt attıran bir demet duygu yerine “i” harflerinin üzerine nokta koymayı yeğleyenler.

Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler, bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar, hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler.

Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar, okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar.

Ağır ağır ölür özsaygılarını ağır ağır yok edenler, kendilerine yardım edilmesine izin vermeyenler, ne kadar şanssız oldukları ve sürekli yağan yağmur hakkında bütün hayatlarınca yakınanlar, daha bir işe koyulmadan o işten el çekenler, bilmedikleri şeyler hakkında soru sormayanlar, bildikleri şeyler hakkındaki soruları yanıtlamayanlar.

Deneyelim ve kaçınalım küçük dozdaki ölümlerden, anımsayalım her zaman: yaşıyor olmak yalnızca nefes alıp vermekten çok daha büyük bir çabayı gerektirir.

Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına.


Pablo Neruda
Çeviren: İsmail Aksoy

Kategori: siir Yorum ( 2 ) | Yorum yaz!